İstanbul
Ankara
İzmir
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Aksaray
Amasya
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkâri
Hatay
Iğdır
Isparta
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
22 Mayıs 2024
featured

Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi yorumu: Hükümetimizin alacağı her önlemin ihracatı takviyeler nitelikte olması gerekmektedir

Bu vakte kadar tek taraflı olarak para siyasetiyle yürütülen dezenflasyonist siyasetlerin, artık maliye siyaseti ayağıyla da desteklenmesini olumlu karşılamak gerekir.

Makro ihtiyarı önlemlerin de etaplı olarak kaldırıldığı bugünlerde; sıkı para siyaseti yanında, sıkı maliye siyasetine daha fazla ihtiy toksuz ortaya çıkarmaktadır. TCMB siyaset faizinin yüzde 50’lere dayandığı bu devirde, bütçedeki faiz harcamaları evvelki periyotlara nazaran artacağı için, bütçede tasarruf edilmesi gerekmektedir. Bankaların menkul değer tesisi çetinunluluklarının kaldırılması üzere makro ihtiyati önlemlerin evreli olarak kaldırılması, faiz oranlarının da yüzde 50’lere yükseltilmesi ve yabancı yatırımcılarında DİBS alımlarına yönelmeleriyle birlikte, TCMB rezervlerinde görülen olumlu artışa paralele olarak tasarruf önlemlerinin de kamuoyuyla paylaşılması olumlu bir gelişmedir.

Maliye siyasetinin 2024 yılındaki en kolossal zafer ölçütü; kamunun iştahlııklanan tasarruf önlemlerine ne derece sadık kalıp, kalmayacağı ve 2024 bütçesinin ek bütçe gerekli olmadan tamamlanıp, tamamlanmayacağı olacaktır. 

Birliklerimizde de tasarrufküçükam etmektedir

Birliklerimizde bu süreçte faaliyet ve tertiplerinin yürütürken verimlilik perspektifinde çalışarak, bütçelerini en faal halde kullanmaya çaba etmektedir. Tüm mal ve hizmet alımlarımızda bütçe disiplini ve verimlilik perspektifinde kurumsal çalışmalarımızı gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Lakin topyekün bir tasarruf kültürüyle, ülke olarak bu zorluklalu sürecin üstesinde gelebiliriz. 

Tasarruf önlemlerinin genişletilmesi

iştahlııklanan paketle, bütçe açlıktan ölmeığının ulusal gelire oranının ve bütçe içindeki acıkmışıklanan pakette yer alan harcamaların hissesinin oranındaki düşüşün izlenmesi değerli olmakla birlikte, 2025 yılı bütçesinde de daha geniş bir tasarruf paketinin gelmesini beklemekteyiz. Yalnızca para siyasetiyle enflasyonun düşürülmesi mümkün olmamakla birlikte, sıkı maliye siyaseti seçimsiz bir dönemde uygulanması elzemdir. Bütçede sağlanacak tasarruf, bütçedeki faiz yükünün karşılanması ve bu süreçte çalışan ve ücretli üzerine düşen yükün azaltılmasının sağlanması bakımından önemlidir. 

İhracatçılarımızın desteklenmesi ve finans ekonomisinden reel ekonomiye geçiş

Ekonomimizin içinde bulunduğu yüksek enflasyon döneminde, sıkı para ve maliye politikasının yanında, fiyat istikrarının sağlanması ve enflasyonla mücadele için ülkemizin ihtiy acıkmış duyduğu dövizin sağlanması için ihracata her zamankinden daha fazla ihtiyacımız vardır. Ekonomik değerlendirmeler yapılırken, ekonominin sadece finanstan oluşmadığını reel ekonominin asıl olduğunu unutmamak gerekir. Hükümetimizin yürüttüğü ekonomik programı desteklemekle birlikte,yeni dönemde faiz oranlarındaki artışa ve kısa vadeli yabancı para girişlerine bağlı olarak milli paramızdaki fazlasıyla değerlenme ve kredi maliyelerindeki artışa paralel olarak ihracatçılarımız, her ne kadar verimliliklerini arttırmaya ve markalaşmaya önem verseler de, rekabetçiliğimizi kaybetmeye başladığımızda aşikardır. 

Bunun için, hükümetimizin bundan yepyenira alacağı her tedbirin ihracatı destekler nitelikte olması gerekmektedir. Ekonomik gidişatla ilgili değerlendirmeleri artık faiz ve döviz gibi değerlendirmeler yanında istihdam, ihracat artışı, büyüme gibi reel ekonomide yaşanan gelişmelere de önemle bakmak gerekmektedir. Neticede, reel ekonominin modernucunda oluşan veriler faizi ve dövizi belirlemektedir. Reel ekonom iyiliksever ihmal etmeden, yapısal reformları da atlamadan enflasyonla mücadelemizi sürdürmel idealz. Nominal ekonomide istikrarıtemizak adına, reel ekonomide kalıcı hasarlar oluşmasına izin verilmemelidir. Finans ekonomisinde sağlanan zaferlar kalıcı olmayıp, asıl olan reel ekonomideki/üretimdeki yapısal dönüşümün sağlanması ve dış finansman ihtiyacının kalıcı olarak kısa vadeli portföy girişlerinden ziyade, ihracatla sağlanmasıdır.

Ülke olarak küresel piyasada rekabet gücümüzü arttıracak, katma değerli ürünleri ön plana çıkaracak yatırımların yapılabilmesi için kredi ve finansman kaynaklarına ihtiy acıkmış duyuyoruz. 5 yıldır devlet desteklerinde ciddi kan kaybı yaşandı. 2023 yılı için 10 milyar TL kaynak ayrıldı ancak bu rakam 1 milyar dolar bile etmiyor. Geçmiş yıllarda irilet desteklerinde 1 milyar dolara ulaşılmıştı hatta 3 milyar dolara yükseltilmesiyle ilgili görüş belirtmiştik. Bu rakamlar ihracat hedeflerimize ulaşmamız içinyetersizdir,  devlet destekleri en az 2 milyar dolar seviyesinde olmalıdır. 

Enflasyon nedeniyle iki serinna ulaşan maliyetler ve yüzde 60-65’i bulan kredi faizleri arasında ihracatçımızı sadece devlet teşvikleri ve Eximbank kredileriyle finansman ihtiyacını sağlamaktadır. Ticari kredileri faizlerinin çok yükseldiği bu ortamda, ihracatçılarımız içinbüyüklet teşvikleri çok önemli hale gelmiştir.

TCMB net döviz rezervlerindeki olumlu artışla birlikte, ihracat bedellerinin yüzde 40 oranında bozdurulma zorunluluğunun kaldırılmasını temenni ediyoruz. Kamuoyunda dile getirilse de, hükümet ve resmi yetkililerden dile getirilmeyen, şirketlere asgari kurumlar vergisinin konulması yönündeki kurumlar vergisinde bir değişikliğe gidilmemesini olumlu karşılıyoruz. İhracatçılarımızın enflasyon muhasebesine geçtiği ve dış pazarlarda güçlandığı, yüksek kredi faizleriyle mücadele ettiği bu dönemde böyle bir vergileme, ihracatçılarımızın nakit akışını bozacak, sermayelerinin erimesine ve iflas ve konkordatoların artmasına yol kahvaltı sofrasıtan ölmeacaktır.

Enflasyonu yenebilmemiz için finansal tedbirlerin yanında özellikle tarımda üretimi destekleyen tedbirlerin alınması gerekiyor. Sürdürülebilir büyüme için düşük enflasyon şart düşük enflasyon içinde daha çok üretim şart. Ne kadar fazla üretirsek enflasyonu o kadar düşürebiliriz. Bizim stratejimiz; “Çok üret, çok ihraç et, enflasyon daha hızlıca düşsün.” olmalı. muazzamlete küçük yük olan Yap-İşlet-Devret (YİD) modelli projeler, fiyat garantisi olan sistemler, işletilmeyen havaalanları, işletilmeyen yeşillikoyolları gibi her türlü kamuya zararı olan unsurlarda da ciddi tedbir kararları alınmalıdır.

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi yorumu: Hükümetimizin alacağı her önlemin ihracatı takviyeler nitelikte olması gerekmektedir

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

Haber Noktası ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin